YAZMAK…

 

 

Tarih dersinde hep anlatılır: Tarihi yapanlar ve yazanlar… 


Günümüzde yaşanan olaylar da bir gün tarih olacak. 


Ama yaşanan o kadar anı, sıkıntı, rüya var ki, yazılmadığı zaman kaybolup gidecek. 

Gelecek nesillere aktarılması adına, çekilen mukaddes ızdırabın kaleme alınması gerekiyor. Birileri belki kaleme alıyor. Ama herkes birileri kaleme alıyor diye yazmadığından bazen yaşananların çok cüzi bir kısmına vakıf olabiliyoruz. 


Yaşanan bir tarih ve yaşayan kahramanlar… 


Bir zulüm var… 


Zulmeden bir güruh ve temel hakları dahi elinden alınmış bir mazlum kitle… 


İşinden atılmış, imkanları elinden alınmış, işyerlerine el konulmuş, suçsuz yere gözaltına alınmış, hakkında iddianame dahi hazırlanmadan hapse atılmış, aylarca yıllarca neden içeride yattığını bilmeyen, içerde doğum yapmış, içerde bebeklerini kaybetmiş, işkenceye maruz kalmış, işkence sonucu hayatını kaybetmiş, bulunduğu koğuşta yazın kalorifer açılarak psikolojik baskıya maruz bırakılmış, eşiyle/çocuğuyla tehdit edilmiş, sağlığını ve psikolojisini yitirmiş, ilaçları verilmemiş, temel ihtiyaçları bile karşılanmamış…. Onbinlerce insan var… 

Kanun hükmünde kararnamelerler(KHK) keyfi bir şekilde mesleğinden edilmiş, iş aramak için gittiği kapılardan kovulmuş, evleri taşlanmış, komşusu, akrabası, eşi-dostu selamı sabahı kesmiş ve onun da ötesinde bir cüzzamlı, bir vebalı gibi muamele görmüş, ev  sahibi evinden çıkarmış, apartman yöneticisi, mahalle muhtarı, birlikte çalıştığı mesai arkadaşları tarafından jurnallenmiş adeta yokluğa ve açlığa mahkum edilmiş onbinler…

Annesinden ve babasından koparılan çocuklar, dağılan yuvalar, anne babası tarafından bile kabul edilmeyen hatta evlatlıktan reddedilen insanlar… 


Yıllarca parmakla gösterilen, toplumun gıpta ettiği bu seçkin zümre, bir anda ne olduğunu bile anlamadan, dost bildiği insanlar tarafından açlığa hatta ölüme mahkum edilecek ve toplum “Oh olsun! Hakettiler!” moduna kısa bir süre içinde medya, siyasiler ve bazı güçler tarafından getirilecekti.

Yaşanan bazı olaylar, görülen rüyalar, yazılan bazı mektuplar derlenerek bir araya getirilmeli.  Bir neslin çektiği sıkıntılar ve iliklerine kadar yaşadığı zorluklar elbette unutulmamalı. Ama onlardan ders çıkarma ve gelecek nesillere aktarma adına kaleme alınıp ölümsüzleştirilmesi lazım. 


Bir yanda;

Anne ve baba tutuklanıp ortada kalan torunlarına bile el uzatmayıp çocuk esirgeme kurumuna verilmesine razı olan dede ve nineler… 


Kendi kardeşini şikayet edip hapse girmesine neden olan kardeşler…


Kendi gelinini evden atan kayınpederler…


Yıllardır kendilerine bir tane bile saygısızlıklarına şahit olmadıkları çocuklarını evlatlıktan reddeden anne-babalar…


Hapse giren evlatlarını ziyaret etmeyenler…


İşsiz güçsüz kalan kirasını bile ödeyemeyecek hale gelen mazlumları dışlayan ve selam dahi vermeyen akrabalar…



Diğer yanda;


15-20 yıllık meslek hayatından sonra görevden alınıp çocuklarının geçimini sağlamak için kapı kapı iş arayıp ve gittiği bütün kapılar yüzüne kapatılan garipler…


Hakkında yakalanma kararı olmasına rağmen, gaybubette yaşayıp diğer yandan da hapse giren ve aile ve akrabalarının dahi sahip çıkmadığı arkadaşlarının çocuklarına sahip çıkan ve onlara kendi evlatları gibi bakan kahramanlar…


Yaşanmaz hale getirilen ülkeden kaçarken Tuna Nehri veya Ege Denizinin sularında şehadet şerbeti içen masumlar…


 İşkence sonucu hayatlarını kaybeden eğitimciler…


Elbette bunlar da tarihin sayfaları arasında yerini alacak, ölmemiş vicdanlar hakikati görecek, ağlamayan gözler ıslanacak ve tarih bir kere daha yaşanan bir zulme tanıklık edecek. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s