Allah’a Havale

Zulümden sakınıp kaçınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde zâlime zifiri karanlık olacaktır…

Hadis

 

Sabah şafak vaktiydi. İnsanların uykuda olduğu bir zaman.Telefonum çaldı. Allah Allah hayırdır, Kim acaba bu saatte? Diye söylenerek telefona doğru yöneldi. Arayan komşusuydu. Telefonda titreyen bir sesle 

‘Komşum, bize kadar gelebilir misin? Eşimi ve beni polisler götürecekler. Annem babam 600 km uzaktalar. Gelmeleri uzun sürer. İki küçük çocuğumu bırakacak kimsem yok…’

Telefonla bile rahat konuşamıyordu. Bir yandan ağlıyor bir yandan çocuklarını geride bırakmanın endişesi vardı. Arkadan ‘Kimse gelmiyorsa bırakır giderim evde yalnız başına çocukları. Benim sorunum değil! Hadi beee benim işim var’ diye vicdanları çoraklaşmış polislerin sesleri geliyordu.

Hemen zaman kaybetmeden evlerine gittim. Anne ve babaya kelepçeler takılmış, iki küçük çocuk hüngür hüngür ağlıyordu. Tam o esnada evin reisinden 545 TL  para çıkmış. Memur  alaylı bir tavırla; ‘yahu yıllardır memurum hiç bu kadar parayı bir arada görmedim’ deyip dalga geçerek paraya gözümün önünde el koydular. 

Çocukların babası: 

‘Ne olur bu parayı komşuma bırakın. Çocuklarıma mama ve süt alsın, başka paramız yok’ diye ne kadar ısrar etse de, polisler kabul etmediler paraya tutanakla el koydular.

İki minik yavruyu umursamadan, ağlamalarına, ‘anneeee!’, ‘babaaa!’ çığlıklarına aldırış etmeden iki masuma kelepçeyi takıp cani gibi götürdüler. Manzaraya yürek dayanılacak gibi değildi. Allahım bu ne tarifsiz bir acıydı. İnsani değerler ayaklar altına alınmış, hukuk rafa kaldırılmış, kısaca insanlık ölmüştü.

 Ben ne yaparım bu cocuklarları şimdi. Ağlamaları dinmiyordu. Anne-babalarını istiyorlardı. Ne olur teyze bizi de annemizin yanına götür’ diye yalvardılar ama ne yapabilirdim ki. Bir yandan ağlarken diğer yandan da onlara sarılıp moral vermeye, onları sakinleştirmeye çalışıyordum. Şimdiye kadar birkaç defa gördüğüm komşumun çocukları adeta elimde mahsur kaldılar. 

Masum, günahsız, melek yavruları evime getirdim, yavrularımın yanına. Sımsıkı sarıldım. Kendi yavrularımı da alıp kollarımın altına sıkıca sarıldım hepsine. 

Aile büyükleri bulundukları şehirden yola çıkmışlardı bile ama gelmelerine daha 7 – 8 saat vardı. İki yaşlı telefondan bana yalvarıyor ‘yavrum biz geliyoruz, ne olur Allah aşkına, kuzularımı başı boş bırakma’ diyorlardı. 

‘Amcam sen merak etme, ben de bir Yusuf eşiyim. Siz gelene kadar evlatlarınızın emaneti emanetimdir’ dedim.  O anda yaşadıklarımı anlatmaya kelimeler kifayetsiz kaldı. Güçlü olmalıydım, en azından görünmeliydim. 

Ne olur Allahım! Bitir artık bu zulmü…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s