Aşılmaz Dağlar…

Mehmet Ali Şengül Abi anlatıyor;

Hocaefendi İzmir’de iken Diyanette görevli Hacı ….. Hoca isminde bir zat vardı. Bir gün Hocaefendi ile … hocayı ziyarete gittik. Kendisinin görüşmek istediği bir husus vardı. Her nasılsa biz varmadan 15 dakika önce … hocanın içi geçmiş, uykuya dalmış ve bizim kapıyı çalmamızla uyanmış. Bize şu rüyayı gördüğünü anlattı. Rüyamda; Bozyaka’nın terasında talebelerinize sohbet ediyordunuz. Ben de vardım. Bozyaka’nın karşı çaprazındaki Caminin yerinde büyük bir dağ vardı. Bu dağ dimdik bir sütuna benzer şekilde semaya doğru yükseliyordu. Uçsuz bucaksız bir dağdı. Sonra bir an sohbeti kesip cübbenizi giydikten sonra, sarığınızı sardınız ve ayağa kalkarak ‘şimdi bu dağı tırmanacağız’ dediniz. Ben kalbimden ‘bu dağ tırmanılacak, çıkılacak bir dağ değildir’ diye içimden geçirdim, fakat bunu dilimle ifade etmedim. Akabinde bana dönerek kalbimden geçene mukabil ‘Hacı … şimdi biz bu dağı aşacağız ve sen de göreceksin İnşallah’ dediniz. Ardından talebelerinizle dağa tırmanmaya başladınız. Bayağı mesafe alınca, ‘ben de bir gideyim bakayım orada ne var acaba’ diye merak ettim ve arkanızdan geldim fakat arada bir noktaya gelince nefesim kesildi.
Takatim kalmadı. Siz zirveye varmışsınız ben de arkadan bakakaldım. Aşağı tekrar insem mi diye düşündüm ama dünya gözükmüyordu, o kadar yükseğe çıkmıştım fakat öteye gitmeye de enerjim kalmamıştı. Yukarı doğru bakarken sizin başınızı uzatıp tebessümle aşağı doğru baktığınızı gördüm ve dedim ki ‘Hocam ne olur Allah aşkına, ben ettim siz etmeyin, beni de alıp yanınıza çekin’ Siz tebessüm ettiniz ve elinizi uzatarak beni de yukarı çektiniz yukarı çıkınca bir de ne göreyim etraf çemenzar, her taraf yemyeşil.. ağaçlar-kuşlar.. mutluluk içerisinde insanlar var.. ve villalar var villalara dikkat kesildim baktım altından ırmaklar akıyor.. içimden geçirdim ki acaba burası cennet olmasın.. ve tam o esnada kapı çaldı ve uyandım..

Bu rüyayı dinleyen Hocaefendi tebessüm etti ve ‘senin rüyanın tabiri içinde’ dedi.. ‘ama benim ekleyeceğim iki husus var’ dedi.. ‘birincisi hizmetler Allah’ın izni inayetiyle gürül gürül devam edecek.. ama bir gün gelecek de belki 3 yıl sonra, belki 30 yıl sonra önümüze büyük bir akabe çıkacak.. Ama Allah’ın inayetiyle biz o dağı aşacağız..
İkinci olarak ta maalesef bazılarımız takılıp yolda kalacak.. kimileri dağın çok yüksek olduğundan şikayet edecek onun aşılacağına inanma inanmayacak, kimisi yolda engellelere takılacak, kimisi beslenemediğinden, gücü yetmediğinden nefesi kesilecek.. yarı yolda kalacak.. ama biz o aşılmaz denen dağı Allah’ın izniyle aşacağız’ dedi..

Bugün fitneler çok.. imtihanlar çok.. biz bunları istikametle, haklı davamızda sebatımızla, yürü denen yere yürümemizle aşacağız inşallah.. varsın birileri bu güzel işleri engelleme adına çeşit çeşit planlar yapsınlar.. hizmetin önce kurumlarını kapatıp solunum yollarına tıkasınlar.. bunlar can havliyle çırpınır sokağa çıkar ve biz de istediğimiz gibi bir terör örgütü yaftasını vurur hakkından geliriz diye düşünsünler.. düşündüler de Ama bunu başaramadılar.. ardından tekrar “ne yapsak ki bunları sokağa döksek” diye düşündüler.. Bu hareketin başındaki Zât’a yalancı peygamber dediler.. alim müsveddesi dediler.. zannettiler ki bununla bu sefer başla gövde kopar veyahut bir kısmı da “siz bizi küfürle itham ediyorsunuz, bu bizim dünyada maruz kalacağımız en büyük musibet” der ve de dolayısıyla sokağa dökülür ve yine terör yaftasıyla haklarından gelinir dediler.. ama heyhât.. ardından 15 Temmuz tiyatrosunu ortaya koydular.. Bu vesile ile tüm kurumlarını kapatıp terör yaftası vurup mâsum insanları hapishanelere alıp işkence edip.. yine masum insanları işlerinden edip.. ailelerini, dostlarını sokağa dökeriz.. olaylara karıştırırız ve haklarından geliriz diye düşündüler.. ama iki buçuk yıldır tek bir taşkınlık olmadı elhamdülillah.. hizmet insanları hukuksuzluklar içerisinde ama yine hukuk içinde haklarını aramaya çalıştılar.. gayri meşru bir yola tevessül etmediler.. şimdi son planları ise bu hizmetin içerisine nasıl iftirak sokabiliriz.. nasıl bölebiliriz.. bölünce küçük parçaları yutmak daha kolay olur.. bu planı ortaya koyma adına değişik yollarla ve şahıslarla bir kısmı aldanarak.. bir kısmı belki değişik şantajlara maruz kalarak.. bir kısmı tehdit edilerek.. bir kısmı da belki safdilliklerinden.. iftirak tohumları atıyorlar ama biz aklı selimin ve insafın yanında sebat ile bu günlerinde üstesinden gelip aşılmaz gibi görülen dağları, yıkılmadan aşacağız Allah’ın inâyet ve keremi ile..