Medrese-i Yusufiye Notları-1

15 Temmuzdan beş gün sonra adi suçlularla bizim koğuşu ayırdılar. Bu sefer arkadaşımla da ayırdılar. Biz tecrübeli olduğumuz icin bizim yanımıza yeni tutukladıklarını vereceklermiş. Temmuz sonuna kadar bizim koğuş 25 kişi oldu.

Normalde koğuşlar 12 kişilik, en fazla 16 kişi kalabilirdi ama hiç umursamadılar. Gece açıyorlardı kapıyı nerde yatarsa yatsın atıyorlardı içeri.. Artık ben ortam olarak daha rahattım az çok ayni kafadan insanlar vardi.

Benim kaldığım koğuşa sekiz tane asker getirdiler önce. Sonrada öğretmen esnaf karışık. Gelen askerlere sormuştuk o zaman ‘nedir bu darbe işi’ diye… ‘Valla hocam bize gel dediler gittik hiç bir hareketlilik de olmadı zaten. 16 temmuzda komutan bize emir verdi tüm ışıkları kapatın darbeciler dört helikopter bir uçakla bu tarafa doğru geliyorlar’ diye. Çatıya uçaksavar bile çıkardık. Radarda gördük, üzerimizden sınıra doğru gittiler. Sonra onlarla ilgili ne bir haber oldu, ne de başka bişey.. biz de kendimizi burda bulduk’ diyorlardı.

Bir tane uzman çavuşu ta Erzincan merkeze 3.5 saat uzaklıkta dağın başındaki bir karakoldan alıp getirmişler… 

Koğuşta bir Hacı abimiz vardı başka ilden getirmişler. İşadamı bir abimiz. Başka ilden getirme gerekçeleri ise çok komik: ‘Çevresi çok geniş, cezaevinden kaçırabilirler’ diye
buraya sevk etmişler. Hacı abiyi görseniz 60 yaşlarında yüzünden nur akan bir abimiz. Çok güçlü ve hep dimdikti maşallah.

En son tahliye olmadan bir hafta önce konuşmuştuk biraz.. sadece bir fabrikasındaki zararı 1.4 milyon kadar demişti… ‘Hâlâ baya işçi çalıştırıyoruz hocam, aylık 750 bin maaş ödemesi yapıyoruz bu zor şartlara rağmen’ demişti. Tüm mallarında tedbir vardi. Başka bir malını satıp diğer açığını kapatma şansı yoktu. ‘El koyarlarsa işçiler ne yapar?’ diye düşünüyordu. Rabbim muhafaza etsin. Bana hep değer verir ‘hocam’ derdi sağolsun. İşlerini oğlu devam ettiriyordu.

Hacı abi içeri alınalı 7 ay olmuştu. Açık görüşümüz vardı. Kasım başı idi. Görüşten bir gün sonra koğuş kapısı açıldı, hepimiz çok şaşırdık. Gelen maalesef Haci Abinin oğluydu.. Görüşten sonra çıkışta oğlunu da almışlar ‘hakkında yakalama kararı var’ diye.  

Hacı abi oğlunu görünce öyle üzüldü ki, öyle bi sarıldılar ki… Biz kendimizi dışarı attık. Herkesin gözleri dolu doluydu. Hacı abi merdivenleri ilk kez boynu bükük çıkmıştı.

 Maşallahı vardi, oğlu 30 lu yaşlardaydı ama çok dirayetliydi. Babasına ;”baba olacağı varmış, yasayacakmışız” dedi. Haci abimiz bir iki güne toparladı, eskisi gibi tam gaz devam..

Avukatı, Savcının ağzını aramış. Savcı ne demiş biliyor musunuz? ‘Sırf babasına eziyet olsun, konuşsun diye tutuklattım’.

Bu süreç içinde hepimizi çok derinden etkileyen bazı hadiseler daha oldu..

Birisi; okul müdürlüğü yapmış bir abimizin yaşadığı. Cumartesi günü iki haftada bir dokuz dakikalık telefonda görüşme hakkımız için sırayla alıyorlardı bizi. Abi çıktı geldi ‘hanımın telefonu cevap vermiyor, bir sıkıntı mı var acaba?’ dedi. ‘Yoktur inşallah abi’ dedik. Yarım saat sonra tekrar çıktı telefon açmak için. Bir kaç dakika sonra da koridordan(malta deniyor) öyle bir çığlık geldi ki, içimiz cız etti. Kapı açıldı, abi yıkılmıştı, çok kötü durumdaydı. Güç bela ‘eşimi de almışlar’ diyebildi. ‘Çocuğunun birisi ortaokula gidiyordu. Psikolojik tedaviye baslamıştı. Okula bile gitmek istemiyor, konuşmuyormuş. ‘Çocuklarım ne olacak? Kimsemiz yok’ diyordu sürekli.

Koğuşta 50 yaşında sporcu bir abimiz var ‘Ömrüm boyunca bir kez ağlamıştım bir de şimdi ağladım’ dedi. Hepimiz çok üzgündük. Hemen Tefriciye, Fetih dağıttık, okumaya başladık.

Eşi gözaltında olan abimiz ne yaptıysa da çarşamba gününe kadar bir haber alamadı. Kurum müdürü ile görüştü, psikologla görüştü ama telefon hakkı vermediler. İki hafta sonraki hakkını talep etti, onu da vermediler. 

İletişim en büyük sıkıntıydı cezaevinde. Yoldaki gelen geldi mi giden gidebildi mi kazasız belasız hep merak edersiniz, en erken de bir haftaya ancak aps ile haber alırsınız. Abimiz için beş gün çok zor geçti, tabi hepimiz için de. Artık abi ‘Allah’ım cocuklarımın başında eşim dursun, lütfeyle ben kaç aysa veya  yıl ise onun yerine de kalmaya razıyım’ diyordu. Her gün aynı dertle dertlendik Rabbimize sığındık. Artık çarşamba açık görüşte kendi yakınlarımızın gelmesinden çok, abimizin hanımının gelmesi için dua ettik. Tabi herseye de hazırlıklı olarak gidiyordu abi ‘tutukladılarsa bunda da vardır bir hayır’ diyordu ama çocukların okulları vardı.

Derken görüşe çağrıldık. Açık görüş yerinin oraya yaklaştığımızda, yenge hanımı kapıda görünce abi öyle sevindi ki anlatamam. Hepimiz  de çok sevindik çok.. 

Rabbim hiç kimseye yaşatmasın…

Yaşanan diğer hadise de bir üsteğmen ile ilgili. Üsteğmen temmuzda tutuklandığında eşi altı aylık hamileydi. Üçüz bebek bekliyorlardı. Hep bahs ediyordu bize. Yenge hanım doktor ultrason fotoğraflarını gönderiyordu postayla. İkisi erkek, biri kızdı.. ‘Hocam, ne hayaller kurmuştuk eşimle, kim derdi ki çocuklarımın isimlerini burada düşüneceğim…’  ‘İnşallah doğuma yetişirsin’ dedik ama yetişemedi. Telefon görüşmesinde öğrendi nurtopu gibi üç çocuğunun olduğunu. Bir ay kadar  yoğun bakımda kaldılar. Tek tesellisi çocuklarının gelecek fotoğraflarıydı. Fotoğraflar geldikçe bize de gösteriyordu sürekli neşeyle. Derken bir cumartesi günü öğlene yakın saatte ismini söylediler mazgaldan ( kapının ortasında küçük bir açılır-kapanır pencere gibi. Gardiyanlar açar. Bu mazgal var ya, her açıldığında herseyi diyebilirler ama her şeyi)  Eğer hafta sonu mazgaldan birini çağırıyorlarsa ya çok iyi, ya da çok üzücü bir haber gelirdi. Arkadaşımız gitti. Dediler ki ‘telefonla görüşeceksin.’ Aldılar gitti. 15 dakika kadar sonra geldi. Başı yerde, gözü yaşlı, boynu bükük… ‘Ne oldu’ diyemedik bile… Ayakta zor duruyordu. Oturdu sandalyeye. ‘Daha koklayamadan kucağıma alamadan gitti yavrum’ dedi.. İlk ismini koyduğu ‘Enes’i’ vefat etmişti…..

Ben üsteğmenimi çok severdim. Kalktım sımsıkı sarıldık dakikalarca ağladık. Hacı abimiz sakinleştirdi bizleri. Yere battaniyeleri serdik. Önce bir Yasin okudu sonra da Sekine okudu. Rabbim ferahlık verdi Elhamdulillah.  Rabbim diğer yavrularına sağlık sıhhat versin inşallah. Cenazesine gitmek icin çok dilekçe yazdı ama maalesef izin vermediler.

Bir gün de başka bir abimizin hanımının tutuklandığı haberi geldi. Abimiz 52 yaşında. Yenge ev hanımıymış. Bir kitabın arasında kağıtta kermesle ilgili bir şey çıkmış. ‘Ağır suç!’ saymışlar ve yengeyi tutuklamışlar. İki buçuk ay içerde kaldı, şükür çıktı. İlk iki olaydan sonra olunca biraz bağışıklık kazanmış gibi olduk.

Benim de  çocuklar gitmişti memlekete. Ağustos sonuydu. Telefon görüşünde hanım; ‘bizim evi yine basmışlar, kapıyı kırmışlar, didik didik etmişler. Muhtar da varmış yanlarında. Delil olarak Bankasya kredi kartımı almışlar.’ Daha neler neler anlatabilirim de bitmez.

İçerdeyken kızının düğünü olanlar vardı. Nişanlı olup içerde nikah yapanlar vardı. 

Abi kardeş yan yana yatan.. 

Baba oğul yan yana yatan… 

Bir taraftan da haberlerde insan denemeyecek bazı şahsiyetsizlerin  ‘ağaç kökü yesinler’  ‘bunlar pkkdan daha tehlikeli’…  gibi insanlık dışı ifadeleri…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s