MEDRESE-İ YUSUFİYE NOTLARI – 2

‘Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta…
Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!
Kavuşmak mı? .. Belki… Daha ölmedim!’

 

Bir teğmen ilk geldiğinde tek kişilik hücreye koymuşlar ‘hocam, kaldığım hücrede, yattığım yatağın baş tarafındaki demire ‘YPG’ yazmış biri. Şu içerdeki yaşadıklarımdan en çok zoruma giden bu oldu’ dedi. ‘Daha düne kadar bir teğmen olarak mücadele ettiğim bir YPGli teröristin yattığı yatağa yatırdılar beni ya’ dedi, ‘hem de aynı muameleyle ‘terörist’ olarak.’

Bir görüş veya telefon dönüşü oturup konuşurduk ‘haberler nasıl’ diye. Genelde çoğumuzun yakınlarından yeni tutuklananlar olduğunu duyardık.. Kiminin dayısı, kiminin amcası, kiminin yeğeni… yan koğuşlardaydı.

Benim büyük kızımın doğum günüydü. Annesi benim adıma bir elbise, bir de oyuncak bebek alıp hediye kutusuna koymuş. Onlar içerdeyken kapıyı çalmış. Kızım gidip kapıyı acmış bakmış bir hediye kutusu. Annesi ‘kızım baban gönderdi’ demiş. ‘Anne, neden kendi getirmedi?’ demiş. Annesi de ‘baban çok yoğun çalışıyor kızım, kahraman olacak’ demiş. Sonra açmış kutuyu. Almış eline bebeği koklamış iyice. Ve öyle bişey demiş ki ben bunu mektupta okuyunca ağladım. Ne oldu diyenler de ağladı. ‘Anne bunu babam mı göndermiş? Ama bu bebek babam kokmuyor ki!’ demiş. Ne diyeyim sözün bittiği yer derler ya…

Biraz da manevi olarak yapmaya çalıştıklarımızdan bahsedeyim. Günlük programımız şöyleydi:  Sabah namazına imsak vaktinden bir- bir buçuk saat kadar önce kalkılır. Teheccüd ve Hacet Namazları kılınıp, imsak girmeye yakın, eller topluca aşılır ve Hizbunnasrları bir arkadaşımız sesli olarak okur hepimiz ‘amin’ derdik. Eklediğimiz bazı dualar da vardı. Sonra bir arkadaşımız ezan okur ve sabah namazını cemaatle kılardık. Namazdan sonra bir kısmımız uyumazdık. Sabah duaları ve tesbihat yapar, Kuran-ı Kerim okurduk. Saat sekizde sayım olurdu. Hemen peşinde kahvaltı yapardık. Kerahet çıkar çıkmaz  İşrak Namazı, daha sonra da Duha Namazı kılınıp ve okunacaklar okunup, 9 gibi çoğumuz 11.30’a kadar uyurduk. 12’de yemek, peşinden öğle namazı. Ögle namazından sonra yaklaşık 5 ay kadar topluca meal okuduk, mütalaa ederek. Daha sonra tecvit dersi devam etti. Surelerin tecvitli dinlenmesi. Saat 14.30 da çay, sonra ikindi namazı, peşinden okumaya devam. Saat 17 de aksam yemeği. 18 de sayım. 19 a kadar okumaya devam. Aksam namazının peşinden gün içinde topluca okuduğumuz Ashab-ı Bedir ve Cevşen’in duasını toplu olarak yapıyorduk.

Saat 19 da çay. 19.45 yatsı namazı ve takiben baya bir süre Risale dersi yaptık. Risale olmadığı zamanlarda da şahsi okuma olurdu. Saat 21.30 da da arzu edenlerle çay içilirdi. Belli tesbihlerimiz vardı, onları yapmaya da çok özen gösteriyordu herkes. Kimin ne eksiği varsa Elhamdulillah kapatıyordu. Baya ezber yapan arkadaşımız vardı. Herkes okuduğu yerlerdeki dikkat çeken yerleri paylaşırdı.

En son Celcelutiye duasını da paylaşmıştık. Yüzlerce kitap bitiren çok arkadaşımız vardı.

Bir rüyada Hocamız bizim koğuşa ziyarete gelmiş namaz kılıp dua etmiş uzunca. Başka bir rüyada arkadaşımız çok yüksek bir tepede bir masa ve etrafında büyük zatlar görüyor, oraya tırmanıyor. Masaya davet ediyorlar. İçlerinden birisi eline yerden bir avuç toprak alıyor toprak civa gibi akıyor. Çok az bişey avuç içinde kalıyor. Sonra diyor ki ‘İşte sizin dünyadan istifadeniz de böyle. Dünya sizin için böyle çok az bir öneme sahip olmalı’ diyor.

Bir yakazada da arkadaş uyanınca ‘nurdan parlayan namaz kılan bir imam, iki de cemaat görüyor. İmam; Efendimiz(sav), cemaatten birisi Hz Ali (ra). Hz Ali(ra) arkadaşın kolundan tutuyor ve kendilerini tanıtıyor. Arkadaş soruyor ‘bu kadar insan neden içerde, ve ne zaman bitecek?’ diyor. Hz.Ali efendimiz ise ‘Hiç endişe etmeyin. Vakti gelen çıkacak, burda süresi dolan çıkacak inşallah, çok az kaldı, zulüm bitecek. Siz aynı şekilde arttırarak duaya devam edin’ diyorlar..  

Herkesin var bir kimsesi, bizim kimsemiz Sensin ey kimsesizler kimsesi…

Bir abimiz yaklaşık yedi aydır hücrede. Tek üç ay kaldıktan sonra mahkemeye giderken konuşabildik.  Halini sordum. 

-‘Elhamdulillah Kuran-ı Kerim’den 100 sayfa ezber yaptım’ dedi. 

-‘Sizin hakkınızda ona yakın yeni ifade veren olmuş, demek ki onlar da elenecekmiş’ dedim.

 – Boşver, dedi. Koğuştakiler nasıl, siz nasılsınız? dedi. 

Bir imtihan dedi süresini Rabbim bilir dedi.

Bu abimiz de rüyasında Kuran-ı Kerim’in 29 cüzünü okumuş görüyor. 30.cüz bir bal peteğine dönüşüyor ama müthiş yarısını yedim diyor yarısı kaldı’ diyor. Artık yorum sizin.

Bir cinni veya insi şeytan ortaya fitne yaymaya başlayınca, biz hep  birbirimize şunu dedik: ‘Biz Allah’ımız için Nam-Celil i Muhammedi için çıktık bu yola. Asla şahıslar için değil, mal mülk için değil, makam icin değil, desinler diye değil…  O (cc)’nun rızasını kazanmak icin yürüdük ve İnşallah Rabbim ömür verdikçe de yürüyeceğiz’ dedik ve şeytanları susturduk.

Babam kanser hastası, zar zor görüşüme gelmişti iki ay önce. Avukatımla görüşmüş, avukat; ‘ben tam söyleyemedim, siz söyleseniz görüşte; iki isim versin bişeyler desin çıkar’ demiş. 15 temmuz  öncesine kadar kandırıldığını söyleyen, Akp’yi savunan babam; ‘Benim oğlum başkalarını satacak kadar karaktersiz değildir. Kendisini kurtarmak için başkalarının ocağını söndürmez’ demiş. Avukat da ‘evet hiç öyle birine benzemiyor zaten de yine de deyin’ demiş.. 

Eşim (Allah ondan razı olsun. dışarda ne zorluklar yasadı, aslında onu dinlemek lazım) son açık görüşümüzde bana ‘Olur da bir yerden aklının ucundan dahi geçse, ‘birilerinin isimlerini vereyim de çıkayım’  ALLAH şahittir ki kocalıktan redderim seni’ dedi. 

Böyle bir şeyi yapacağıma samimi iken Rabbim huzuruna alsın beni. Allah muhafaza. Rabbim kazanma kuşağında kaybettirmesin.

Erzurumdan sevkle bizim cezaevine gelen arkadas anlatmıştı; ‘nezarette bir memur dayanamadı gitti itirafçı oldu, yapma etme dediysek de dinlemedi. O gece bize bakamadı.

Sabah gözü yaşlı bana ‘abi gece bir rüya gördüm, dişlerimin çoğu kırılmış, ağzımın içine dökülmüştü. Kan doluydu ağzım, çenem..’ dedi. Ama nafile birazdan tahliye olacaktı ama nasıl bir yükle…

Rabbim yolundan ayırmasın, imanımızı o samimi davası için her şeyi göze alan sahabe efendilerimiz gibi eylesin. Rahatımız bozulacak diye satanlardan, kenara çekilip haklıdan değil güçlüden taraf olanlardan eylemesin…

Malım mülküm elden gidecek diye, onurum haysiyetim zarar görecek diye Kuzman gibi cehennemlik olanlardan eylemesin….

Dünyayı gereğinden fazla sevdirmesin, kabir ve ötesi için çalışanlardan eylesin….

Tüm amellerimizi ihlaslı eylesin. Şeklen değil, iliklerine kadar iman edip samimane hizmet edenlerden eylesin. İstişareyle hareket edenlerden eylesin. İmtihanın sırrını anlayıp yoldan dönenler olsa da görse de onlar için de Allahtan af dileyip bu mukaddes yolda yürümeye devam edenlerden eylesin…

Medrese-i Yusufiye terhisi bir gariban..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s