Gariplik…

‘Garipler, çoğunlukta az olan salihlerdir. Bunları sevmeyen, sevenden çoktur.’ Hadis-i Şerif

Bu hafta sonu gaybubet yaşayan bir abinin kızının düğünü vardı.

Davet etti, çok riskli bir apartman olmasına rağmen gittim. (O apartmandan bu zamana kadar 9 kişi alınmıştı.)

    Çünkü biliyordum ki kimsesi yoktu. Düğünde sağdan sayılsa 5 kişi soldan sayılsa 6 kişi ya vardı ya da yoktu. Çok duygu dolu bir ortamda geçti. Hısım akrabaları ile muhabbet ettim duygu düşünceleri nasıl diye.

    Abinin kayınpederine; “Normal bir dönemde olsa anlı şanlı bir düğün olurdu seymeni çok olurdu. (çünkü abimiz Antalya dahil birçok yerde idarecilik yapmış sevilen birisiydi). Bu adam terörist mi? ne zararı olmuş bu vatana. Bu zamana kadar neyini gördünüz?” misalinden derdimi anlatayım diye sorular sorayım dedim. 

    Adam cevaben; “O konuları çok karıştırma o mevzular derin” dedi ve arkasından ekseriyetin söylediklerini söyledi.”Akılsız başın cezasını ayaklar çeker” dedi. 

    Yani 25 yıldır tanıdığı damadını, kızına güzel bir hayat imanlı bir hayat sunan damadını kötülüyordu. 

    Düğünün mahsun ve mahzun olmasına mı üzüleyim yoksa halk tarafından akrabalar tarafından anlaşılamamasına mı, yoksa halkın sanki hiçbir şey olmamış edasıyla dünyalıklarını yaşamasına mı?

    Gelin giderken abimiz kızına hiçbir şey yapamamanın ezikliği, akrabalarının soğukluğu, kızının evden bir melek gibi uçuşu ve kızının düğün merasimine katılamaması duyguları içerisinde bütün metanetiyle kızına sarıldı ama tutamadı kendisini ve çok içli bir şekilde sessizce gözyaşlarına engel olamadı.

     Düğüne gelen hizmetten bir kaç aile de kendini tutamadı baba kızın sarılışına ve buruk vedasına. Ben oradan ayrıldım kendimi tutamadım. Gelin kızımız gidince abiye destek olayım diye abinin evine geçtik.

Yalnızdı. 

Yaralıydı. 

Abimize tekrar sarıldım, ne o tutabildi kendini ne de ben…

Hıçkırıklara boğuldum. Bir süre sonra abi beni teskin etmeye çalıştı; “Kardeşim!!! Kızı gelin olan benim sana noluyor’ diye…” 

     Hayatta yalnız ve garip kalmışlığımıza ağladım. Allah rızası için gece gündüz fedakarane hizmet ettiğimiz kendi milletimizin bizi anlamamasına ve bize sahip çıkmamasına ağladım. Cüzzamlı gibi terörist gibi toplumdan tecrit ve tenkil edilmemize ağladım. Ne işimiz kaldı, ne eşimiz, ne de dostumuz kaldı…. ona ağladım…..

    Abimiz; “şükürler olsun kızımı evden çıkarabildim” diye dua ediyordu. Bir ara; “Abi harçlığınız var mı ” dedim. Abim boynunu büktü. Cebimde var olan küçük bir miktarı abiye uzattığımda, yok verme diyemedi; “Kardeşim Allah razı olsun son paramı kızımı uğurlamak için harcamıştım, elde avuçta bir şeyi kalmadı” dedi. Hatta “çok zayıflamışsın abi” dediğimde; “Son 6 aydır doğru düzgün eve ekmek dahi almadık” dedi. Bu duygular içinde başka bir ziyaret için ayrıldım abiden. 

    Pazar günü düğün oldu, pazartesi gece 01.30 da abiyi bulunduğu yerden polisler almış. Sabah haberimiz oldu.

    Abinin ayrılırken son cümleleri şöyleydi; “Hocam Rabbime hep dua ettim kızımı sağ salim bu evden bir çıkarayım diye… Şükürler olsun”

     Rabbim, gurbet içinde gurbet yaşayan bu garibi ve garipleri tez zamanda güldürsün. Hak yolunun bu gariplerine bunları yaşatanların da Rabbim hicap ile başlarını önlerine eğdirsin, iki büklüm ettirsin, yanlışlarının idrakine erdirsin inşallah.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s