Ağır Bedel 

Başınıza öyle bir zaman gelecek ki, şu üç şeyden daha değerli hiç­bir şey olmayacak: Helâl bir para, cana yakın bir din kardeşi, uygulanan bir Sünnet…

Hadis
Ben …… ilinde mütevazi bir hayat yaşayan biriyim.
Ülkemin son 3 yıldır yaşadığı bu çalkantılı dönemi ve vatanında görevini kusursuz yapmaya çalışan insanların hallaç pamuğu gibi oradan oraya atılmasını büyük bir üzüntüyle izliyorum.
Komşunun komşuya güveninin kalmadığı bir toplumsal faciaya doğru sürüklenmesi de işin cabası.

Geçenlerde canım sıkkın olduğu için Sosyal Yardımlaşmada çalışan bir arkadaşımın yanına sohbet etmeye gittim. Hoş beşten sonra çay içerken arkadaşım bana dedi ki ‘Beterin beteri var Ahmet, haline şükret. Ben de ‘hayırdır ne oldu?’ dedim.
Bana üç gün önce başından geçen bir olayı anlattı.

‘Geçenlerde bir kadıncağız biraz çekingen ve mahcup, kucağında bir bebek ve yanında 2-3 yaşlarında bir çocukla odama girdi:
– Efendim zorda kalmasam buraya gelmezdim. Ama kendim için değil şu bebelerin hatırına, bana devletimizin el uzatmasını istiyorum.’ dedi. Ben de;

–  Bacım hele durumunu anlat bakalım’ dedim.
Kadıncağız utana sıkıla başladı anlatmaya.

-‘Ben hemşireydim. Küçük çocuğum olduğu ve yeni doğum da yaptığım için işimden ücretsiz iznine ayrılmak zorunda kaldım. Çünkü burada çocuklarıma baktıracak bir tanıdık ve akrabam yok. Biz buraya yeni tayin olduk eşimle birlikte’ dedi.
-‘Eşin ne iş yapıyor’ diye sordum.

Gözlerini yerden kaldırarak benim gözümün içine baktı ve;

-‘Eşim hakimdi’ dedi. Ben bir ara duraksadım.
– Peki buraya neden geldiniz ve nereden geldiniz’ diye sordum.
Kadın şöyle bir iç çekti ve;

–  ‘Eşim namusuyla işini yapmanın bedelini ödüyor’ dedi.
Gözlerinden yaşlar sicim gibi akmaya başlamıştı.
– ‘İstanbulda yaşıyorduk, eşim 6 çocuklu bir ailenin oğludur. Ve ailesinin maddi imkanları olmadığı için kardeşlerinin eğitim ve bakım masraflarını da o karşılıyordu.
Kader bu ya eşim İstanbul’da bir şirketin yaptığı yanlış işlerden dolayı önüne gelen bir dava dosyasında bu şirketin yasalar önünde haksız olduğunu tespit etmiş. Tabi ülkemizde işini namusuyla yapmanın bedelini ödedi eşim.
Bir sabah eşim buraya tayin edildiğini öğrendi. Her şey bu şekilde başladı.
Daha sonra da maalesef milletimize yapılan alçak darbe olayında hiçbir ilgimiz olmadığı halde bir sabah, eşim sanki teröristlerin evi aranırmışçasına evi aranarak tutuklandı. Yıllarını hakka hukuka adamış insanlar olarak kendi evimizde hakaretler yedik. Ben de iki çocukla ortada kaldım.

Kimseye al açmamak için evimdeki eşyaları sattım bir süre. Ama baktım ki olmayacak devletine namusuyla hizmet etmiş insanlar olarak yine devletimizden yardım istemeye geldim. Bu sıkıntılardan dolayı sütüm de kesildiği için bu bebeğe süt bile veremiyorum. Paramız da olmadığı için bebeğime mama ve bez alamıyorum. Bu gurbet ilde çocuklarımın ve evin ihtiyaçlarını karşılamaktan acizim’ dedi gözyaşları içinde.
İçim burkuldu ama belli etmemeye çalıştım ve bayana;

–  şu dilekçeyi doldurun ve başvurunuzu yapın, dedim.

Ben de heyecanla arkadaşıma sordum;

-’Ne oldu dilekçesine olumlu cevap geldi mi?’ Arkadaşım üzülerek önüne baktı ve;

-‘maalesef’ dedi.

– ‘Durumları biliyorsun cevap olumsuz’ dedi. ‘Kurum olarak bayanı arayıp yardım edemeyeceğimizi ilettik.’

Benim içime bir kor düştü. Hemen arkadaşımdan bayanın verdiği dilekçedeki adresi ve telefonu istedim. Sağ olsun verdi. Akşam olanları eşime  anlattım. Hem ağlaştık hem de ne yapabiliriz diye düşündük. Eşimle birlikte sabahı zor ettik. Sabah olunca da doğru alışveriş merkezine gidip yiyecek ve giyecek aldıktan sonra bayanın adresine gittik. Kapı açıldı ve meraklı gözlerle bize bakan bayan;

-‘buyurun siz kimsiniz’ dedi.

Eşim durumu kısaca özetledikten sonra içeri geçtik. Eve şöyle bir göz gezdirdim. Burasının bir hakim evi olabileceğine hiç aklım kesmedi. Bir iki çekyat bir iki halı vardı evde. Buzdolabı bomboştu. Kadıncağız ihtiyacı olduğu ve kimseden bir şey istememek için evin eşyalarını teker teker satmıştı.
Kendi anne babasının da durumları iyi değilmiş. Onlar da zar zor geçindikleri için kızlarına para gönderememişler.
Hakim bey de zaten kendi kardeşlerine maddi destek olduğu için onun anne babası da gelinlerine bir iki ay kira yardımının dışında çok fazla destek olamamışlar.
Eşi burada tutuklu olduğu ve gurbette olduğu için kimseden de yardım isteyememiş.
Kaç akşamdır aç yattığını ve son parasını da dün harcadığını söyledi. Gece yatarken de;

-‘Rabbim biz sana emanetiz’ demiş. Bizim yüzümüze bakarak

-‘Sizi bana Allah gönderdi’ dedi.
Kadın anlattıkça bizim boğazımıza bir şeyler düğümlendi.
Erkek olarak ben göz yaşlarıma hakim olamadım ve dışarı çıktım.
Bir müddet daha kaldıktan sonra bir ihtiyacın olursa bizi bu numaradan ara dedik. Gıda paketini ve aramızda topladığımız bir miktar parayı da bayana teslim ettik.
Kadıncağızın gözleri hem yaşlı hem de sevinçle doluydu.
Bu olayın tesiriyle 3 gündür eşimle birlikte gözümüze uyku girmiyor
Rabbim kimseyi aç ve açıkta bırakmasın.
Ey kimsesizler kimsesi.
Sen bizim velimiz ol.
Ülkemizi bu sıkıntılı halden sen kurtar Ya Rabbi
ÂMÎN