Boşanmak mı?

Son dönemde gelen sorularda çiftlerin yaşadıkları ilişki çatışmalarında ve evlilik bağını sürdürmekle ilgili yaşadıkları zorlukların altında, tecrübeler ve yaşanmışlıklarla birlikte geçmişten gelen kuralların çeşitli nedenlerle artık göz ardı edildiği görülmektedir. Etnografik geçmişine gidilse belki de binlerce yıllık bir düstur olan Bir yastıkta kocamak diye bir anlayış vardır. Bugün yaşanan çatışmaların temelinde işte bir yastıkta kocamaktan vazgeçmenin, kadının ve erkeğin rollerinin değişmesinin izleri var. Çiftlerin önce yastıklarını, sonra yataklarını, hatta odalarını bile ayırdıkları bir süreç yaşanmakta, cinsel yaşam tamamen arka plana itilmektedir. Bunun da evlilik kurumuna ağır darbe vurduğu söylenebilir.

Evlilik, ‘Ben, sen ile, ‘ben’i koruyarak ve ‘sen’i yok etmeden biz olmak istiyorum.’ demektir. Birlikte mutlu olacağınızı düşündüğünüz biriyle yeni bir hayata adım atmaktır. Romantik ve heyecan verici tanışma ya da nişanlılık döneminde evliliğe hazırlanan çiftler, iki gönül bir olunca samanlığın seyran olacağını düşünür ve evliliklerinde aşamayacakları hiçbir sorun olmayacağına inanarak yola çıkarlar. Ancak son yıllara ait istatistiklerin ortaya koyduğu boşanma oranlarındaki çarpıcı artış, gerçekte samanlığın seyran olmadığını göstermektedir. Evliliğin uzaktan bakıldığı kadar kolay olmadığını gören çiftlerden bazıları işin kolayına kaçtığından, bazıları da evliliği ciddiye almadığından devam ettirmek yerine boşanmayı seçiyorlar. Çoğunlukla şiddetli geçimsizlik nedeniyle sonlanan evlilikler, aslında eşlerin birbirlerini anlamaya ve aralarındaki uyumu korumaya çalışmamaları ve birbirlerini kafalarındaki rollere sokma gayretleri nedeniyle bitiyor.

Değişmeyen tek şeyin değişim olduğundan evliliklerde de değişimin kaçınılmaz olduğu bilinmeli. Zaman içinde kadının ya da erkeğin bir dizi değişimden geçeceği muhakkaktır. Her ikisin de ihtiyaçları, istekleri, beklentileri değişir, farklılaşır. Bu değişim, eşler tarafından anlayışla karşılanıp kabullenilmez ve uyum sağlanmazsa aralarındaki iletişim bozulur. Çatışmalar, tartışmalar, kavgalar ve hatta boşanmalar yaşanır. Mutlu bir evliliğin temeli iyi bir iletişimle atılabilir. Geçmişte çiftlerin evlendikleri zaman yataklarında tek uzun bir yastık bulundurma geleneği bulunurdu, ‘ bir yastık ‘ deyimi de işte burdan gelir. Ne olursa olsun, aralarında nasıl bir sorun ya da çatışma yaşanırsa yaşansın çiftin gece tek bir yastığa baş koyduğu ve yatağını ayırmadığı realitesi bulunurdu. Bunun asla elden bırakılmayan bir ve tek olma, iletişimi asla koparmamayı temsil ettiğini belirtebiliriz. Eşlerin birbirini dinlediği ve anladığı bir iletişimleri varsa, birlikte aynı saatte yatağa girebiliyorlarsa, göz teması, gönül teması ve ten teması kurarak birbirlerini dinleyebiliyorlarsa, ahde vefalılarsa ve düzenli cinsel hayatları varsa evlilikleri de sağlam temeller üzerine kurulmuştur. Bu sayede, yaşadıkları çatışmaları ve diğer sorunları etkili bir biçimde çözebilirler. Aksi takdirde, en ufak bir geçimsizlikte, yastığını, yatağını hatta odasını ayıran çiftler için çatışma olasılığı artmaya devam eder.

Son dönemlerde evliliklerde değerlerden ödün verildiği dikkat çekmektedir. Bireysel olarak da bir çift olarak da geçmişte doğruluğu defalarca kanıtlanmış olan bazı değerlerin kaybolması ile birlikte gerek aile içinde gerekse toplumsal olarak çatışmalar yaşanmaktadır. Sağlıklı evlilik hayatından verilen tavizler ve girilen yanlışlar, sonraki yanlışlara yapı açmakta ve durumu iyice içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Ne olursa olsun, bir yastıkta kocamaktan vazgeçmemeye, değerlerden ödün vermemeye dikkat edilmelidir.

Evlilikte mutluluk ve uyum için…

Evliliğin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve çiftlerin hem mutlu bir iletişim hem de uyumlu bir cinsellik yaşamaları için de bazı tavsiyeler:
1- Sevginizi açıkça gösterin

Eşinize onu sevdiğinizi sözlerle ve davranışlarınızla ifade etmekten asla vazgeçmeyin. Sevmek ve sevildiğini bilmek herkes için öncelikli bir ihtiyaçtır. Evliliklerde yapılan en büyük hata bir süre sonra eşlerin birbirlerine sevgilerini ifade etmemeye başlamalarıdır. Eşinize onun sevgi dilini kullanarak onu sevdiğinizi anlatmayı hiç bırakmayın.

 

2- Değer verdiğinizi hissettirin

Eşinizi beğendiğinizi, ona değer verdiğinizi, saygı duyduğunuzu gösterin. Düşüncelerine değer verin ve onu yargılamadan dinleyin, onaylayın, takdir edin, asla başkalarıyla kıyaslamayın ve kesinlikle aşağılamayın. Eşinizin duygu ve düşüncelerini anlamak için empati yapın. Üzgün, tedirgin, gergin olduğunda onunla konuşarak neler hissettiğini anlamaya çalışın.

 

3- Değiştirmeye çalışmayın

Hiç kimse mükemmel değildir. Her insanın iyi ve kötü yanları, olumlu ve olumsuz özellikleri olabilir. Eşinizin olumsuz özelliklerine değil, olumlu özelliklerine ve iyi yanlarına odaklanın. Olumsuz özelliklerine tolerans göstererek, oluşabilecek anlaşmazlıkları ve çıkabilecek tartışmaları önlemiş olursunuz.

4- Sır saklamayın

Eşinize asla yalan söylemeyin ve ondan hiçbir şey gizlemeyin. Evliliğin temel direklerinden biri güvendir. Eşinizin güvenini sarsacak her türlü söz ve davranıştan kaçının. Güven bir kez sarsıldığında, yeniden eskisi gibi sapasağlam olması çok zordur.
5- Öfkenizi kontrol edin

Sinirlendiğinizde eşinizi kıracak herhangi bir söz sarf etmemek ya da ona zarar verecek bir davranışta bulunmamak için öfkenizi kontrol altında tutun, yapamıyorsanız sessiz kalın. Eğer yine de öfkenizi kontrol edemiyorsanız sakinleşene kadar eşinizin yanından uzaklaşın.

6- Özür dileyin

Yaptığınız hataları olgunlukla kabul edin ve özür dileyin. Ama dileğiniz özrü o hatayı bir daha yapmamak için verdiğiniz bir söz olarak kabul edin ve hatalarınızı tekrarlamamak için çaba gösterin.
7- Sorumlulukları paylaşın

Ortak yaşamın tüm sorumluluklarını ve yapılması gereken işleri adil bir biçimde paylaşın. Evliliğin ve günlük yaşamın tüm yükünü eşinizin omuzlarına yüklemeyin.

8- Birbirinize özel zaman ayırın

Eşinizle baş başa zaman geçirmek için fırsatlar oluşturun. Birlikte daha fazla şey paylaşmaya, ortak zevkler edinmeye çalışın. Gelecekte hatırlamaktan mutluluk duyacağınız güzel anılar inşa edin. Birlikte yapmaktan hoşlanacağınız spor ya da hobi faaliyetleri bulun.
9- Kendinize de özel yaşam alanı oluşturun

Eşinizin ve sizin sadece evliliğinize adanmış tek bir hayatınız olmadığını kendinize ait de bir yaşamınız olduğunu unutmayın. Her ikiniz de bireysel ilgi alanlarınız ve hobilerinize zaman ayırın. Kişinin kendine özel zaman ayırmasına ‘bireyselleşme’, çift olarak başka çiftlerle bir arada olmalarına ise ‘sosyalleşme’ adını veriyoruz. Sosyalleşen ve bireyselleşen bir çift hem kendini özgür hisseder hem de ‘biz kimliği’ geliştirebilir ve bu kimliğini koruyabilir.
10- Cinsellikte uyumu yaşayın

Mutlu bir evlilik için gerekli olan duygusal birlikteliğin yanı sıra, düzenli ve sağlıklı bir cinsel birlikteliğin de olması gerekir. Eşinizle romantizm uyumunu yaşadığınız bir cinsel yaşamınızın olasına özen gösterin.
11- Evlilik terapistine başvurun

Evlilik terapisi sadece çatışmalı çiftler için var olan bir yöntem değil aynı zamanda hem ilişkisel hem de cinsel uyumsuzlukların çözümünde ya da zenginleşmesinde önemli bir katkı yapabilir. Bu nedenle alanında uzman bir evlilik terapistinden destek almaktan da asla çekinmeyin.

Alıntı: PSİKOLOJİK DESTEK İNSİYATİFİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s